Şirince'de Eski Evlerin
Restorasyonu
Yazı
Sevan Nişanyan
Resimler
Ali Nesin, Özcan Atalay
Çoğaltırken kaynak gösterilmesini rica ederiz.
III. Duvar
Taş duvar
Şirince'nin geleneksel taş duvar örgüsü, toprak (çamur) harçlı yığma taştır. Genellikle 50 cm, bazen 70-80 cm kalınlıkta örülür.
Toprak harçlı duvarlar dıştan sıvandığı takdirde uzun ömürlü olmakta, ancak sıvasız kaldığında çok kısa sürede aşınıp çökmektedir. Ayrıca toprak duvarlarda rutubet ve duvar içinde yaşayan çeşitli haşere önemli sorunlardır. Bundan ötürü yeni yapılacak duvarlarda toprak yerine beton harç kullanmak zorunluğu doğmaktadır.
Sıvanmadan kalacak olan beton harçlı taş duvarlarda öncelikle dikkat edilecek konu, betonun mümkün olduğunca göze gözükmeyecek şekilde ve derzlerden taşırmadan kullanmaktır. Duvarcı ustasının bu konuda sürekli uyarılması gerekir. Duvar örüldükten bir-iki saat sonra malayı bizzat ele alıp, derz aralarından taşan betonu sıyırmak gerekebilir.
Şirince'nin yerli taşı duvar örmeye müsait, yassı tabakalar veren, koyu alaca kahverengi bir taştır. Kesime pek elverişli olmadığı için, olduğu gibi, sadece köşeleri düzeltilerek kullanılır.
Taşların ensiz kenarı dışa gelecek şekilde ve yatay olarak işlenmesi, gerek sağlamlık, gerekse görüntü açısından tercih edilmelidir. Geniş yüzeyleri dışa doğru (kaplama gibi) yerleştirilen taşlar hem düzensiz derzler nedeniyle daha çok beton gösterir, hem de geleneksel köy duvarlarının dokusuna yabancı düşer.
Şirince ve Selçuk çevresinde vasatın üzerinde taş duvar ören ustalar bulunduğu halde, daha iyi taş ustaları için Çine, Bozdoğan ve Karacasu yörelerini araştırmakta yarar olabilir. Türkiye'nin en iyi taş ustaları ise Güneydoğudan gelmektedir.

Şekil 6: Güzel taş duvar örneği.
Kaplama
Taş veya beton duvarı kayrak taşları ile kaplama, doğal ve fonksiyonel bir çözümden çok "görünüşü kurtarma" çabasıdır. "Köy evi" görüntüsünden çok, "köy evine benzetilmeye çalışılmış villa tipi konut" görüntüsü verir. Mecbur olmadıkça kaçınmanızı tavsiye ederiz.
İyi örülmüş taş duvarları gerek iç gerek dış mekanda sıvamadan bırakmak suretiyle, sıcak, zengin ve doğal bir görüntü elde edersiniz. Örülmüş olan duvarın niteliğine göre taş aralarını derzlemeyi veya olduğu gibi bırakmayı seçebilirsiniz.
Toprak harçlı eski duvarlar yerden yaklaşık 1 metre yukarısına kadar rutubet tutar ve üzerine atılacak her türlü sıva ve kaplamayı zamanla kusarlar. Bu problemin çözümünü henüz bulamadık. Zeminden ve diğer rutubet kaynaklarından 1 metreden daha uzak olan toprak harçlı duvarlar iç mekanda hiç sıvanmadan dahi uzun süre kuru ve sağlıklı olarak korunabilirler.
Tuğla
Şirince geleneğinde tuğla duvar yoktur. Tuğlanın ancak ince (et kalınlığı 15-30 cm) olması istenen duvarlarda ve muhakkak sıvanmak koşuluyla kullanılmasını öneririz.
Blok inşaat tuğlasının sıvanmadan kullanılması tipik bir "gecekondu" görünümü yarattığı gibi, sağlamlık açısından da sakıncalıdır.
Dekoratif amaçlı pres tuğla da Şirince'nin mimari tarzına aykırıdır.
Eski tip dolu tuğlaların halen piyasada bulunanları son derece kötü kaliteli olup, dış mekanda kullanıldığında rutubet ve dondan etkilenmekte ve kısa sürede çürümektedir. Kaliteli eski tuğlalar 60-70 yıldan daha eski olup arasıra yıkımcılarda bulunabilmektedir. Bunları da dış cephede kullanırken silikon bazlı bir koruyucu malzemeyle (Rubson gibi) yalıtmakta yarar vardır.
Bağdadi (çit)
Geleneksel Şirince evlerinin üst katlarının ön ve yan cepheleri genellikle bağdadi (yerel terimle "çit") tekniğiyle inşa edilmiştir. Ahşap iskelet üzerine çıta ve sıva uygulamasından ibaret olan bu tekniğin tercih edilme nedenleri:
Bağdadi örgünün daha doğal ve sevimli bir görüntü sağlaması, dördüncü bir gerekçe olarak sayılabilir.
Özellikle çıkma ve cumbalarda eğer taşıyıcı zemin ahşap ise tuğla duvardan kesinlikle kaçınarak bağdadi yapılması uygun olur. Çünkü çimento harçlı tuğla duvar rutubet tuttuğu için altındaki ahşap taşıyıcıyı zamanla çürütür. Ayrıca ahşabın çalışma (titreşim) oranı tuğladan farklı olduğundan ahşap üzerine oturtulmuş tuğla duvarda zamanla çatlama ve kaymalardan kaçınılamaz.
Genellikle sanılanın aksine, bağdadi hayli kolay ve hızlı bir inşaat tekniğidir. Tecrübeli bir usta bağdadi duvarı yığma tuğla duvara yakın bir hızda örebilir. Deneyimsiz bir ustanın bağdadi tekniğini kavraması da, işverenin dikkatli denetimi altında, çok zor değildir. Ancak ahşap malzemenin inşaat tuğlasından daha pahalı olduğu akılda tutulmalıdır. Bağdadi duvarın metrekaresi tuğla duvara oranla yaklaşık üç-dört kat daha pahalıya malolmaktadır.
i. Çatkı
Çatkıda yani taşıyıcı iskelette eskiden kullanılan malzeme kestanedir. İyi kurutulmuş yabani kestanenin ömrü rahatlıkla 150 yılı bulabilmektedir. Ancak günümüzde kestane çok pahalı olduğu gibi, piyasada bulunan kereste genellikle düşük kaliteli çiftlik kestanesidir. Kaliteli yabani kestaneye Tire ve Ödemiş yöresinde rastlanmaktadır. Şirince tepelerinde de kaçak kestane kesimi yapılmaktaysa da bunun yasaya aykırı olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.
Kestane temin edilemediği hallerde 10x10 veya daha kalın çam kullanılması tavsiye edilir. Kavak uygun değildir. Dikmelerin 50 cm arayla dikilmesi ve çaprazlarla bolca desteklenmesi tavsiye edilir. Emprenye kereste kullanılamadığı takdirde tahtanın (bilhassa kesik uçların ve delik, deşik ve çivi yaralarının) zehirli bir malzemeyle iyice korunması, ileride ortaya çıkabilecek kurtlanma sorununa karşı önemli bir tedbirdir.
ii. Çıtalama
Izgara örgüsünde, çakma kolaylığı nedeniyle kavak çıta tercih edilmelidir. 1 - 1,5 cm kalınlıkta, 2,5 ila 5 cm enli çıta kullanılabilir. Çıtalar arasında (sıvanın diş tutması için) bir parmak kadar boşluk bırakılmalıdır. Çıtaların en az 50 cm'de bir sabitlenmesi (çivilenmesi) önemlidir. Aksi halde çit esneme yapacağı için ileride sıvada çatlaklar ortaya çıkabilir.
Ahşap çit üzerine sıva teli (rabis tel) döşemek sıvanın uygulama kolaylığı ve sağlamlığı açısından çok iyi sonuç verir. Özellikle çit duvarın başka tür malzemeye (taş, tuğla, demir vb.) bitiştiği eklem yerlerine ve doğrama etrafına sıva teli döşemek önemlidir. Böylece çatlama ve ayrılmalar önlenir.
Çit örerken büyük bir sabır ve dikkatle izlenmesi gereken husus, duvar içi boşluğuna fare, kuş ve haşerelerin girmesine izin verecek açıklıkların bırakılmamasıdır. Özellikle duvarın üstü (çatı bitişme yeri) dikkatle bitirilmediği takdirde ufak tefek açık ve boşlukların unutulması işten değildir.
Duvar içi boşluğuna cam elyafı (izocam) doldurmak ısı izolasyonunu artırdığı gibi, farelere karşı da etkili bir tedbirdir.
iii. Sıva
Bağdadi duvara sıva iki kat olarak tatbik edilir. İlk — ve en önemli — kat, "samanlı sıva" tabir edilen, son derece hafif ve esnek malzemedir. İyi söndürülmüş kirece bol saman katılmasıyla elde edilir. Arzu edilirse az miktarda dere kumu ve çimento da eklenebilir.
Samanlı sıva üzerine, normal çimento ve kireçli sıva, bir veya iki kat olarak tatbik edilir. Birinci katın tatbikinden sonra yeterli bir süre bekleyerek sıvanın iyice çekmesi sağlanmalıdır. Aksi halde çatlamalar olabilir.
IV. Pencereler
Şirince'nin köy panoramasını belirleyen en önemli unsur üst kat pencerelerdir. Pencere boyutları ve oranlarının çok iyi hesaplanması binanın dış görüntüsünün güzelliği açısından hayati önem taşır.
Eski Şirince evlerinin alt katında pencere pek bulunmaz. Olan pencereler gelişigüzel boyutlardadır ve çoğu sonradan açılmıştır.
Boy ve yerleşim
Geleneksel Şirince pencereleri daima bire iki oranına uygun olarak yapılmıştır. En çok kullanılan pencere boyutları (kasa ölçüsü) 80x160 veya 90x180'dir. 75x150, 100x200 gibi boyutlara da rastlanır.
Bir sıradaki pencerelerin hepsinin aynı boyda olması ve eşit aralarla dizilmesi önemlidir. Pencere araları pencere kasası eninde veya ondan 10 cm kadar daha dar olabilir. Örneğin 80 cm eninde kasa kullanılmışsa, pencere araları 80 cm veya 70 cm olabilir. Bunun nedeni, panjurlar açıldığında birbiriyle çakışmamasıdır. (Bak. Şekil 2, 3, 4, 5, 7)
Pencere yüksekliklerinin aynı hizada olmasına da çok dikkat edilmelidir. Ön cephede pencere altında pencere yüksekliğinin en az yarısı kadar, üstünde ise biraz daha az duvar payı bırakılması yararlı olur.
Örnek: 8.10 cephe eni, 2.70 yükseklik için aşağıdaki çözümlerden biri uygun olur:
Plan yaparken önce pencere düzenini hesaplayıp, daha sonra evin iç bölümlendirmesini ona göre tasarlamak kolaylık sağlar. Plansız ve düzensiz yerleştirilen pencereler, klasik "gecekondu" görüntüsünü elde etmenin en kestirme yoludur.
Pencerelerin çevresine ortalama 10 cm eninde pervaz dönülmelidir. Üst pervaz diğer kenarlardan daha geniş veya süslü olabilir.

Şekil 7: Geleneksel pencere düzeni. Kasalar 82 x 160 cm, pencere araları 73 cm'dir.

Şekil 8: Geleneksel pencere tipi
Şekil 9: Değişik bir Şirince penceresi
Şekil 10: Eski okulun neo-klasik tarzdaki pencereleri, şık olmakla beraber Şirince nizamına uygun değildir.
Doğrama
Eski Şirince pencereleri giyotin şeklindedir. Ancak günümüz koşullarında iyi işleyen giyotin pencere yaptırmak en azından Selçuk yöresinde imkansız olduğu için, çift kanatlı pencere tercih edilmelidir.
Pencere camlarını tek parça yapmaktansa bölümlendirmek genellikle daha iyi bir görüntü sağlar. Doğrama yaparken bölmelerin dikey (yani yüksekliği eninden fazla) olması tercih edilmelidir. Bu pencerenin geneline dar-uzun, zarif bir görüntü verir. Aksi takdirde pencere "ezik" ya da hantal görünür. Dört eşit parçaya bölünmüş çift kanat en iyi sonucu vermektedir. Şirince usulü oyma parmaklık yapıldığı takdirde parmaklık yüksekliğinin pencere bölmesine denk gelmesi göze hoş gelecektir. (Bak. Şekil 8)
Geleneksel düzende kasanın iç tarafına pencere, dış tarafına panjur takılır. Panjur takılmadığı takdirde pencere kanatlarının altına mutlaka damlalık çakılması gerekir. Aksi takdirde rüzgarlı havalarda yağmur pencere altlarından içeri sızarak çürüme ve bozulmalara neden olur.
Renk
Dış doğramalarda şeffaf veya açık renk vernik asla kullanılmamalıdır. Mevcut birkaç örnekten, bunun Şirince'nin geleneksel dokusuna son derece aykırı kaldığı kolaylıkla görülebilir. Ayrıca dış cephede vernik her yıl yenilenmediği takdirde soyulmaya başlamakta, güneşten derisi soyulmuş turistler gibi son derece sakil bir görünüş doğmaktadır.
Şirince'nin geleneksel doğrama rengi koyu kahverengidir. Günümüzde aşı boyası temin etmek çok güç olduğu için, mat yağlıboya, ahşap koruyucu boya (Pinotex) veya su bazlı bir mobilya cilası kullanılabilir. Kahverengi dışındaki diğer koyu renk tonları da (koyu yeşil, koyu lacivert ve koyu bordo gibi) köyün bütününe zamanla daha renkli bir görüntü kazandırabilirler.
V. Taşıyıcı zeminler
Kat aralarında betonarme yerine ahşap kullanmak,
1. Daha sağlıklı, hafif, ferah bir iç mekan yaratır,
2. Maliyeti önemli oranda ucuzlatır,
3. Çalışma süresinden büyük tasarruf sağlar.
Tabanı taşıyacak olan ahşap dilmeler ya doğrudan doğruya taş duvar üzerine oturtulur, ya da eski evlerin çoğunda olduğu gibi kalın birkaç tomruk veya kestane kütüğüyle desteklenir. Taş duvara binen uçların altının muhakkak sağlam bir yatay hatıl (tercihan kestane) ile beslenmesi gerekir. Aksi takdirde taş veya tuğla duvar zamanla çatlama yapar.
5x10 dilmeler en fazla 40 cm aralıkla döşenir ve en çok 1.5 metre uzunluğu taşır. 1.5 metreyi aşan aralıklarda zeminin bir tomrukla desteklenmesi gerekir.
10x15 dilmeler 50 cm aralıkla döşenebilir ve 6 metre uzunluğa kadar desteksiz salınabilir. Daha sağlam ve güzel bir görüntü sağlar.
Ahşap taşıyıcı üzerine tuğla veya beton duvar çıkılamaz. Tuğla ve beton rutubet tuttukları için taşıyıcı ahşabı kısa sürede çürütürler. Bundan dolayı ahşap taşıyıcı üzerindeki katlar mutlaka bağdadi (çit) tekniğiyle inşa edilmelidir.
Ahşap taşıyıcıda en büyük sorun üst katlardaki ıslak zeminlerdir (banyo ve mutfaklar). Islak zeminler ne kadar iyi yalıtılırsa yalıtılsın zamanla su sızdırarak ahşabı çürütebilir. Eski Şirince evlerinde üst katlarda banyo ve mutfak bulunmadığı için bu sorun doğmaz. Yeni evlerde de ıslak zeminlerin mümkün mertebe zemin katta olması tercih edilmelidir. Bu yapılamıyorsa sadece ıslak zeminlerde betonarme kullanmak yoluna gidilebilir. Ya da eski ahşap İstanbul evlerindeki gibi, ıslak zeminler çinko bir zarf üzerine oturtulabilir. Çinko tabakada kesik ve delik bulunmamasına, lehim yerlerinin mükemmel olmasına dikkat edilmelidir.
VI. Sıva
Tesviye cetveli (perdah) ile tatbik edilen sıva, her türlü yüzeye tipik "apartman duvarı" görüntüsünü verir. Daha sıcak ve tekstüre bir yüzey için, mala sıvasında ısrar edin. Üzerine birkaç kat kireç badanası vurulmuş mala sıvası, Ege-Akdeniz köy stilinin en tipik unsurlarından biridir. Sıvanın düzgünlük veya hareketlilik derecesini sizin zevkiniz ve ustanın el becerisi belirleyecektir.
Taş duvara sıva tatbikinde, arzu edilirse, büyük ve gösterişli taş bloklarının bazıları açık bırakılarak daha "rüstik" bir görüntü elde edilebilir.
Toprak zemine oturan duvarların sıvasında, rutubete karşı, zeminden en az bir metre yüksekliğe kadar sikalı harç veya yeni çıkan izolasyon katkılarından birini kullanmayı asla ihmal etmeyiniz.
Sıvada kullanılan kirecin iyice sönmüş ve yoğurt kıvamına gelmiş olmasına, topak ve pütürler bulunmamasına dikkat edilmelidir. Topluiğne başı büyüklüğündeki pütürleri, ince bir elekle elemeyi ihmal etmeyiniz. Aksi halde ileride sıvanın nokta nokta patlaması sorunuyla karşılaşabilirsiniz.
VII. Pervaz ve süslemeler
En düz ve özelliksiz cepheye güzellik katmanın çok basit ve ucuz yöntemi, cephenin yapısal çizgilerini ahşap pervazlarla vurgulamaktır. Bu iş için süslü, işlemeli profiller kullanabileceğiniz gibi, düz bir renge boyalı işlemesiz tahta de kullanabilirsiniz.
![]() |
Geleneksel Şirince mimarisinde ahşap vurgular özellikle kat arası çizgisinde, saçak altında ve çıkma kat cephelerinin dikey kenarlarında kullanılmıştır. Su gören cephelerde "damlalık" adı verilen teknik ayrıntıya özellikle dikkat etmek gerekir. Kama şeklinde, eğimli bir çıtadan ibaret olan damlalık, yağmur suyunun pervaz altında birikerek tahtayı çürütmesine karşı etkili bir önlemdir. Dış cephe için ideal ahşap kaplama malzemesi kestane ve meşe gibi sert tahtalar olmakla birlikte, altı dahil her yanı çok iyi boyanmak şartıyla çam da kullanılabilir. Dış cephe pervazları genellikle kaba sıvanın tatbikinden sonra ve ince (son kat) sıvanın tatbikinden önce çakılır. Dış cephedeki çivi başlarının tahtaya gömülerek macunlanması lazımdır. Aksi halde oluşacak demir pası ahşaba zarar vereceği gibi, zamanla akarak çirkin bir görüntüye de neden olur. |
Şekil 11: Payanda örneği
VIII. Çatı
Çatı konstrüksiyonu
Üçgen bitimli duvarlar, yan ve arka cephelerde dahi olsalar, Şirince'nin geleneksel düzenine aykırıdır. Bu nedenle en basit yapılarda, hatta depo ve müştemilatlarda bile, binanın kaç müstakil cephesi varsa o sayıda akarı olan klasik çatı tipini tercih edin.

Şekil 12: Altı akarlı çatı örneği. Soldaki hela sonradan eklenmiştir.
Çatı konstrüksiyonunda ideal malzeme kerestedir. Ana omurgada ve 4 metreden uzun desteksiz atkılarda en az 10x15, çatı morelyalarında en az 5x10 dilme kullanılması tavsiye edilir. Çatı morelyaları en az 2 metrede bir dikme (papaz) ile desteklenmelidir.
Çatı işlerinde hafif, esnek ve ucuz olması nedeniyle çoğu zaman kavak tercih edilmektedir. Kavağın en önemli problemi çok hızlı bir biçimde kurtlanmasıdır. Kurtlanmayı asgariye indirmek için ağaç kabuğunun iyi soyulmuş olmasına dikkat edin. Biçilmiş kereste yerine yuvarlak tomruk kullanın. Mümkün olduğu kadar çivi deliği, yara, bere ve gereksiz kesiklerden kaçının. (Tahta kurdu sineği yumurtalarını bu tür yara bere ve deliklere bırakır). Ahşap koruyucu malzeme (pinotex veya ithal bir ürün, örneğin Timber Care) muhakkak kullanılmalıdır. Ancak bu tedbirlerden hiç birinin uzun vadede gerçek çözüm olmadığı unutulmamalıdır.
Oluklu kiremit için uygun çatı eğimi % 25'tir. %30'u aşan çatı eğimleri hem köy dokusuna yabancı bir görünüm oluşturur hem alaturka eski kiremidi tutmakta zorlanır.
Kiremit altı
Çatı kaplaması olarak 2 cm kalınlıkta kavak veya çam kullanılabilir. Kaplamanın yalnızca kiremidi taşıyacak değil, aktarma esnasında üzerinde insan gezebilecek sağlamlıkta yapılmasında fayda vardır.
Çatı kaplaması üzerine ısı yalıtımı için cam elyafı (İzocam), su yalıtımı için ziftli kiremit altı yaygısı kullanmanızı öneririz. Piyasadaki oluklu kiremit altlıkları (örneğin Rufoline S, Ondüla) yeni kiremit standartlarına göre yapılmış olup eski alaturka kiremit dizerken zorluk çıkarmaktadır..
Ahşap ve alaturka kiremitli çatılarda kiremit döşenmesi kadar önemli olan husus, baca çevreleri, saçak ve ek yerlerinin iyi bir şekilde galvanize sacla kaplanmasıdır. Selçuk'ta halen bu konuda uzman olan yalnızca bir usta (Ali usta) bulunmaktadır.
Kiremit
Oluklu (alaturka) kiremitle kaplı kırmızı çatılar, Şirince panoramasının en belirgin unsurlarından biridir. Marsilya kiremidi köyün genel görünümüyle uyum sağlayamamakta ve sırıtmaktadır. Eternit, ondülin vb. sentetik malzeme kullanımı ise görsel cinayet sayılabilir.
Sanayi ürünü yeni oluklu kiremitler döşeme açısından kolaylık sağlar; buna karşılık maliyeti yüksektir. Eski (çıkma) kiremit daha ucuz olup genellikle çok uzun yıllar hizmet vermeye devam edebilir. Yılların getirdiği alacalı patina da çatı görünümüne ayrı bir tad eklemektedir. Döşeme kolaylığı ve görünümü birlikte elde etmek için sırada yeni kiremit, üstte eski kiremit kullanmak düşünülebilir.
Oluklu kiremit döşemek bir hayli el becerisi ve tecrübe isteyen bir iştir. Daha önce sadece Marsilya kiremidi döşemiş olan ustaların bu işte otomatikman başarılı olması beklenilmemelidir.
Eski alaturka kiremitte metrekareye 50, yenilerde 40 kiremit hesaplanmalıdır.
Bacalar
Baca çevresinin tuğla ile kalınca örülmesi, baca gövdesinin sıvanarak beyaz badana yapılması, baca üstünün kiremitle örtülmesi, köyün genel görüntüsün korumak için yapılması gereken işlemlerdendir. Şirince geleneğinde Muğla yöresindeki gibi gösterişli bacalara rastlanmamaktaysa da, çevreye çok zıt düşmemek kaydıyla denemeler yapılmasında bir sakınca görmüyoruz.
Güneş enerjisi
Köy çatılarını teker teker istila eden güneş enerjisi tertibatları gözü son derece rahatsız eden bir görünüm oluşturmakta, Şirince'nin doğal panoramasını altüst etmektedir.
Bu nedenle güneş enerjisinden mümkün olduğunca kaçınılmasını öneririz. Bu mümkün olamıyorsa enerji panolarını çatının arka yüzüne göze batmayacak bir şekilde monte edin. Su depolarını muhakkak bina içine ya da en azından saçak altına yerleştirin.
Saçaklar
Geleneksel Şirince düzeninde çatı saçakları ortalama 40 cm kadar çıkma yapar. Ön cephede 50 cm, arkalarda 20-30 cm çıkmalar da yaygındır.
Ön cephede saçak altında iki ayrı teknik kullanılır: korniş (Bak. Şekil 2, 3) veya tahta kaplama (Bak. Şekil 4, 5). İki teknik arasında yapım kolaylığı veya maliyet açısından önemli bir fark yoktur.
![]() Şekil 14: Korniş örneği |
Korniş için önce kartona Şekil 13'te görüldüğü gibi bir kalıp çizilerek, taze kavak tahtasından yeterli sayıda örneği marangoza yaptırılır. (Kavak dışındaki tahtaların çakılırken çatlama ihtimali yüksektir. Taze kavak, yerine çakılmadan önce birkaç gün bekleyecekse muhakkak ağır bir cisim altında prese alınmalıdır, aksi halde hemen döner.) Kalıplar 25-40 cm arayla saçak altına çakılır. Üzerleri normal bağdadi işçiliğinde olduğu gibi ince çıtayla kaplanır ve sıvanır. Tahta kaplama tekniğinde en az 15 cm eninde tahta veya rabıta tercih edilmelidir. Tahtalar bina cephesine paralel değil dik çakılmalıdır. Duvardan saçağa doğru hafifçe yükselen bir meyil verilmesi halinde, az kalkık bir şapka gibi güzel bir görünüm elde edilir. İsteğe bağlı olarak tahta araları ile kenarlar profilli çıtalarla bitirilebilir. Her iki teknikte saçak altı boşluğunun kuş, fare, yarasa giremeyecek şekilde eksiksiz ve deliksiz olarak bitirilmesi önemlidir. Bu konuda işverenin kontrolü ustaya bırakmayarak bizzat ilgilenmesi tavsiye edilir. |